Benzemez kimse sana Müzeyyen Senar!

19 Temmuz 1918’de doğdu koca asırlık çınar Müzeyyen Senar… Dile kolay tam 100 yıl oldu. Kendine has vurgulu yanıklığıyla kulaklarımızda çınladı taş plaktan çıkan o bülbül gibi sesi ve şarkıları gönüllerimize bir nakış gibi işledi. Kimi zaman aşık olduk, mırıldandık “Dalgalandım da duruldum, koştum ardından yoruldum, binlerce güzel sevdim de, en son sana vuruldum.” diye. Bilmeyen yoktur ki o mısraları, kimi zaman da yoktan bir acı bıraktı köyümüze o “zalim” ‘Ormancı’sı… 

Bir döneme damga vuran Ezel dizisinde Ramiz Dayı’nın hayat felsefesi ve milyonların diline pelesenk olan: “Bir ihtimal daha var, O da ölmek mi dersin, Söyle canım ne dersin, Vuslatın başka alem, Sen bir ömre bedelsin” efsanesini unutmak mümkün mü? 

Ya Popstar Tarkan ile yaptığı o düet (Benzemez kimse sana, Tavrına hayran olayım, Bakışından süzülen, İşvene kurban olayım.) nasıl da "zamane gençleri"ni bile kendisine hayran bıraktı…

Saymakla bitmez muhteşem şarkıları: Fikrimin İnce Gülü, Kimseye Etmem Şikayet, Şarkılar Seni Söyler, Haydar Haydar, Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine, Vardar Ovası, Aşkımı Bir Sır Gibi Senelerdir Sakladım ve daha niceleri…

8 Şubat 2015 tarihinde tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 97 yaşında hayatını kaybeden Senar’dan geriye bir asırlık şarkı ansiklopedisiyle birlikte Atatürk anıları kaldı.

Anılar deyince aklıma hemen Yazar Radi Dikici’nin, ünlü sanatçının ağzından Atatürk’le ilgili hatırlarını anlattığı ve büyük heyecan duyduğum “O Bir Devdi Bir Devirdi” kitabı geldi. İşte sanatçının Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e Dolmabahçe Sarayı'nda, Bursa'da, Ege Vapuru'nda ve Savarona'da verdiği konserlerin yer aldığı kitaptaki o etkileyici bölümler:

ATATÜRK İLE İLK KARŞILAŞMALARI

Tarih, 19 Aralık 1936. Eşi Ali Senar yeni işten gelmiştir. Ailenin geçimi Ali Bey'in maaşı, Müzeyyen'in radyodan aldığı parayla sınırlıdır. Kazancı Yokuşu'ndaki evin kapısı çalınır. Gelen saz üstadı Nubar Tekyay'dır. Sonrasını Müzeyyen Senar şöyle anlatır: 

“Nubar Tekyay ‘Hadi kızım hazırlan, Mustafa Kemal Paşa seni dinlemek istiyormuş, Dolmabahçe Sarayı'na gidiyoruz. Yüzüm kül olmuş, olduğum yere çökmüşüm. O büyük adam beni çağırıyor, ona şarkı söyleyeceğim. Onu gördüğüm andan itibaren sesim çıkmaz, rezil olurum diye düşündüm.‘Bak kızım' dedi Nubar hocam, ‘Hemen hazırlan, kocan da seninle gelecek. Aşağıda Paşa'nın gönderdiği araba bekliyor.'

(…) Sanki bana bir asır gibi gelen hazırlık ve yolculuktan sonra saraya vardık. Yaveri takip ederek içeri girdik. Masanın kurulduğu salona girdiğim anda Atatürk'ü gördüm ve dizlerimin bağı çözüldü. ‘Gel kızım, buraya, yanıma otur' dediği anda bayılabilirdim. Saz arkadaşlarımı görünce sevindim.”

Müzeyyen Senar öyle mutlu ve heyecanlıdır ki, adeta bir rüya alemindedir. Senar, anlatmaya devam ediyor: 

“Atatürk yaverini çağırdı, bir şeyler söyledi. Yaver bana döndü ‘Hanımefendi eşinizle beni takip eder misiniz' deyince, peşine düştük. Bizi oda kadar büyük bir banyoya götürdü. İçerde üç kişi vardı. Berber olduklarını anlamıştım. Yaver, ‘Paşam bazı şeyler buyurdu. Berbere ben ne yapacağını söyledim' dedi. Berber topuzumu açtı ve saçlarımı kesmeye başladı. Bitince gerçekten saçlarım kısalmış ama bana dergilerde gördüğüm gibi modern bir hava vermişti. (Müzeyyen Senar daha sonraki yıllarda saçlarını hiç uzatmadı, Atatürk'ün istediği kısalıkta bıraktı.)

BANA TEBESSÜMLE BAKTI

Sıra Ali'ye gelmişti. Bir süre sonra ‘Yapmayın, lütfen yapmayın' deyince baktım, çok sevdiği bıyıkları da gitmişti. Maalesef Ali'yi içeri almadılar. Ben yaverin peşinden salona girince Atatürk'ün yüzünde memnuniyetini gösteren bir tebessüm vardı

(…) Bir taraftan rakısını yudumlarken tabaktaki leblebileri meze yapıyordu. Öyle keyifli bir içmesi vardı ki, imrenirdiniz. Sonra bana döndü ‘Şimdi senden bir şarkı istesem söyleyebilecek misin?' dedi. Emredersiniz efendim dedim. Atatürk, Tatyos Efendi'nin hicazkar şarkısını seçmişti: ‘Mani oluyor halimi takrire hicabım / Üzme yetişir üzme firakınla harabım.'

Peşine Lavtacı Ovrik'in eserini okudum ‘Mestim bu gece sen de bana mest olarak gel.' Atatürk ‘Hadi bakalım, şimdi Rumeli türküsü' dedi. Rumeli türkülerini okurken bana refakat ediyordu. Sabahın ilk ışıkları görününce sofradan kalktı. Saz sustu, benim için endişeyle başlayan gece büyük bir keyifle sona ermişti.”

BİZE SAVARONA'DA VEDA ETTİ HEPİMİZ ÜZÜNTÜ İÇİNDEYDİK

Yıl, 1937, aylardan hazirandır. Perşembe akşamı Müzeyyen Senar radyo emisyonundan dönmüştür. Kapı çalınır. Gelen Selahattin Pınar'dır, ‘Hazırlan, yarın Bursa'ya gidiyoruz. Çelik Palas'ta bekliyorlar' der. Müzeyyen Senar o gece yine heyecan içindedir:

AÇILIŞ DANSINI BİRLİKTE YAPTILAR

“Atatürk içeri girince herkes ayağa kalktı. Yaver, ‘Müzeyyen Hanım siz yine paşamızın yanında oturacaksınız' dedi. Oturdum. Sonra bana döndü ‘Nasılsın kızım' dedi. ‘Teşekkür ederim efendim' dedim. ‘Bu akşam hangi makamla başlamak istersiniz' diye sorunca, ‘Gelirken bir program hazırlamıştık, oradan başlamak isteriz' dedim. O da ‘Hadi bakalım' dedi. Sesim bütün salonda o derece güzel yayıldı ki bir ara Atatürk bana baktı. Bu geceyi ve Atatürk'ü asla unutmayacağım.” Senar, daha sonra Bursa'da belediye salonunda düzenlenen baloda şarkılar söyledi. Aynı gece dönemin ünlü tangosu Ayşe eşliğinde Atatürk'le açılış dansını yaptı. Mudanya'da demirli Ege Vapuru'nda Atatürk'ün coşup zeybek oynamasına da tanıklık etti.

Ve yıl 1938, aylardan da hazirandır. Bir sabah erken saatte, saz üstadı Nubar Tekyay gelir. ‘Savarona yatından çağrıldık' der. Sonrasını Müzeyyen Senar'dan dinliyoruz:

“Dikkatle baktığımda, yaklaşık 7-8 ay önce gördüğüm Atatürk'ten çok farklıydı. Süzülmüş ve yüzü incelmişti. Sanki saçları da seyrelmişti. Masaya oturmamızı işaret etti. Yine çok heyecanlanmıştım. Sofrada içki yoktu ve sigara da içmediğini fark ettim. Saat 15.00'te doktorunun tavsiyesiyle istirahata çekilmek mecburiyetindeydi. Ayağa kalkınca bekledik. ‘Teşekkür ederim çocuklar' dedi. Bu bir veda idi. Hepimiz üzüntü içindeydik. Bu benim Atatürk'ü son görüşüm oldu.”

.............................................................

-İyi ki seni tanıdık bülbül sesli kadın Müzeyyen Senar; gerçekten de "Benzemez Kimse Sana"...

Gelecek nesillere miras kaldı o öksüz ve elmas değerindeki şarkıların...

0 Yorum
Yorum Yaz

Mail adresin gösterilmeyecektir*

CAPTCHA Image