Teknoloji Endişeyi Artırıyor Mu?

20 Temmuz 1969: İnsanlar aya indi.

9 Kasım 1989: Berlin Duvarı yıkıldı.

29 Haziran 2007 dünyayı değiştiren zamanlardan bir tanesi mi? Bunu zaman gösterecek, ama iPhone çıktığı gün, dünyayı onun kadar etkileyecek yeni bir tarihe kadar ruhlarımız tamamen değişti.

Yapılan çalışmalar teknoloji ile geçirilen zamanın artması ile bizlerin daha fazla endişeli (huzursuz) olduğumuzu göstermektedir. 2018 yılında Amerika’da bir milyondan fazla lise öğrencisi ile yapılan çalışmada, zamanının çoğunu ekran başında (telefon, tablet, bilgisayar) geçiren öğrencilerin daha mutlu göründüğü, yüz yüze sosyalleşme, egzersiz ya da ev ödevi gibi ekran dışında daha fazla zaman geçiren gençlerin ise psikolojik olarak daha mutsuz göründüğü sonucuna varılmıştır.

Ama bu tam olarak nasıl oluyor? Teknoloji neden ruhsal durumlarımızı kaosa sokmaktadır. İşte teknolojinin bizi daha endişeli hale getirmesinin beş büyük nedeni.

1. Teknoloji bizi küçük belirsizliklerden koruyor, ama daha büyük belirsizliklere karşı savunmasız bırakıyor.

Belirsizlik anksiyetenin temelidir. Kendimize sorular soruyoruz, bilinen bir şeye güvenmeyi umuyoruz: “Ne olacak?” “Benim hakkımda ne düşünüyorlar?” “Ya bu kötü giderse?”

Teknolojinin bazı yönleri belirsizliği ortadan kaldırıyor. Akıllı telefonlar, yaşamımızı ve tükettiklerimizi önceden olmadığı kadar kontrol etmemize fırsat veriyor. Uzun süreler boyunca kontrollü yaşama dalmış olabiliriz. Google haritalarla gideceğimiz teri bulabilir, gezilere ve etkinliklere para harcamadan önce yorumlara bakıp ona göre karar veririz. Gideceğimiz iş görüşmesi sorularına cevaplar hazırlayabiliriz. Fakat sonuç olarak belirsiz bir dünyayı seyretmek için daha az pratik yapıyoruz.


Belirsizliği ortadan kaldırmanın bizi daha az endişelendireceğini düşünürdünüz. Fakat bunun yerine, teknoloji belirsizlikle başa çıkma deneyimimizi azalttığından, ortaya çıktığında belirsizlikle baş etmeye daha az hazırız.

Bu arada, dünya bir kariyer yaratmak ve aşkı bulmak gibi büyük şeyler için daha belirsiz hale geldi. İnternetten arkadaşlık hizmetleri aracılığıyla özellikleri uyumlu olanların milyonlarca kişinin arasından birbirine erişebilmesi, bizde “gerçekten” doğru kişiyi bulmadığımızı ya da daha iyi bir eşleşme elde edip edemeyeceğimiz konusunda kaygılara neden oluyor.

Bu nedenle, küçük belirsizliklerde yaşadığımız huzursuzluğu yaşayıp büyük belirsizliklerde kullanamadığımızdan daha fazla endişeli olmamıza şaşmamalı.

2. Teknoloji, insanları (ve insanlarla olan olumsuz duyguları) önlememize izin verir.

Teknolojideki yenilikler ve hayatımıza giren yeni programlar hayatımızı daha kolaylaştırır, fakat bu kolaylığın diğer bir sonucu da diğer insanlarla etkileşimimizi azaltmasıdır.

Herkes diğer insanlarla sosyalleşmek istiyor fakat beklemekten hoşlanmıyor, fakat yeteri kadar insanlarla yüz yüze vakit geçirmediğinden yaşadığımız olumsuzluklarda tecrübesiz kalıyoruz. Bir şey için, diğer insanlarla zaman geçirdiğimiz zaman ne olacağı hakkında çok fazla bilgimiz yoktur, bu yüzden en kötü senaryoları tahmin etmeye çalışıyoruz. İkincisi, insanlardan uzaklaştığımız zaman, güvenimizin azaldığını hissediyoruz. İşleri nasıl halledeceğimizden emin olamıyoruz, kendinizi tuhaf olarak düşünün ve gelecekte bu durumu düzeltmek için karşınıza çıkan fırsatları kaçırmayın.

Davranışlarımızı insanlardan nefret etme ya da aşırı içe dönüklük olarak görsek de, muhtemelen bundan daha fazlasıdır. Gerçekten kaçındığımız şey, gariplik, kaygı, can sıkıntısı ve öz-bilinç gibi insanlarla etkileşimde bulunduğumuzda ortaya çıkan rahatsız edici duygulardır. Sosyal uygulamalar (facebook vb.) kötü davranışlardan ve çatışmalardan kaçınmak istemenin sonuçlarından bir tanesidir. Ancak, ortaya konulan tüm olumsuz duygular diğer insanlara da aktarılmaktadır.

3. Ekran iletişimi ile yüz yüze iletişim gerçekten farklı.

1990’lı yıllarda e-posta popülerleştiğinde uzmanlar bunun insanlara daha fazla zaman kazandıracağını ve insanın hayatında pek çok şeyin başlangıcı olacağını söylemişlerdir.

Pratikte olan şeyler ise, bir ekran üzerinden iletişim kurma yöntemlerinde (e-posta, mesajlaşma ve sosyal medya paylaşımlarına cevap verme) istediğimiz zaman cevap verebildiğimizden bizlere çok daha fazla zaman kaybettirmektedir. Burada anlatmak istediğim: ekran başında yazma, düzenleme ve mükemmelleştirme için bize düşünme zamanı sağlarken, yüz yüze yapılan iletişimde o andaki duygularımızla cevap veririz.

Teknolojik aletler ile yapılan iletişimde, tam olarak ne söylemek istediğimizi düşünmek için kendimize zaman ayırmaya alıştığımızdan, yüz yüze olduğumuzda hemen cevaplamamız gerektiğinde bunu yapmak zorlaşır. İşte bu anda alışkın olmadığımız yüz yüze iletişimin olduğu durumlarda belirsizliklerle baş başa kalır, huzursuzluk hissederiz bu da bizi endişeye sevk eder.

4. Sosyal medya insanların yargısıdır.

Hangi sosyal medya platformu olursa olsun, beğeniler, takipçiler ve yorumlar aslında kendimizi dünyaya göstermek adına yapılır. Gençler ve genç yetişkinler daha kendilerini tam olarak anlamaya çalışırken ve ahlaki olarak düşüncelerini oturtmaya çalışırken, sosyal medyayı yönetmek onlarda huzursuzluk veren bir kriz gibi hissedilebilir.

Duyulan kaygı, bir şekilde eksikliklerinin ortaya koyulması ya da diğer insanlar tarafından yargılanma korkusudur. Sosyal medya tüm bunları mükemmel bir şekilde adım adım bize hissettirir. Kısa vadede, dijital yaşamlarımız ve dışarıdaki dünyayı kontrol edebileceğimizden bizde bir rahatlama hissi yaşatabilir. Fakat uzun vadede, yaşamımızı kontrol eden onaylanma mekanizması gibi olabilir. Sonuçta gerçekte kim olduğumuz ile, sosyal medyadaki kişiliğimiz arasındaki mesafe artar ve bu durumunda ortaya çıkma düşüncesi endişemizi artırır.

5. “Karşılaştırma ve umutsuzluk”

Son olarak, hepimiz biliyoruz ki sosyal medyanın kendimizi dünyaya tanıtma mekanı olduğunu biliyoruz. Hiç kimse, elektrik faturasını karşılayamamak ya da patron tarafından kovulmaktan söz etmiyor. Tropikal tatillerdeki fotoğrafların sonsuz geçidini ve mükemmel ailelerin özenle seçilmiş bir şov olduğunu biliyoruz. Bu durumdan kurtulmanında mümkün olduğunu biliyoruz.


Sonuçta, tıpkı Homer Simpson'ın bira için dediği gibi, teknoloji hayatın tüm sorunlarına neden ve çözümdür. Teknoloji hayatımızı daha kesin, uygun ve eğlenceli hale getiriyor, ancak belirsizlik, rahatsızlık ve can sıkıntısı ile başa çıkma şansını kaybediyoruz.

Çözüm? Aklın müthiş bir hizmetkar olduğunu ama korkunç bir usta olduğunu hatırlıyor musun? Aynı durum teknoloji için de geçerli.

Genel olarak, pek çok kişide sosyal medyanın olumlu taraflarının yanında olumsuzluklarının fazla olduğu konusunda gelgitler olmakta ise de insanlar gerçek bağlantıdan hoşlanıyorlar. Bu yüzden akıllı telefonunuzu atmayın, ancak insanlar için yer açın. Yüz yüze görüşme için zaman ayırın. Arkadaşınıza hafta boyunca bir durum hakkında bilgi vermeden önce, şahsen bir araya gelmeyi önerin (ve gerçekten risk almak istiyorsanız, sipariş vermek yerine gerçek bir restorana gidin)! Kısacası, sağladığı tüm faydalar için teknolojiyi kullanmaya ek olarak, diğer insanlarla hala etkileşim kurduğunuzdan emin olun. IPhone'un hayatlarımıza girdiği tarih hala önemli bir tarih olacak, ama bu durumu pek çok konuda daha mutlu olduğumuz bir duruma çevirebiliriz.

H., Ellen. How Technology Makes Us Anxious. Psychologytoday

***Bilgi paylaşınca çoğalır!

Photo by freestocks.org, Eaters Collective, Rachael Crowe on Unsplash

0 Yorum
Yorum Yaz

Mail adresin gösterilmeyecektir*

CAPTCHA Image