Yeteri Kadar Nezaketli miyiz?

İnsanımızda hep aradığımız ve yeteri kadar bulamadığımızdan şikâyet ettiğimiz konuların başında nezaket gelir. En kaba insanlar dahi zaman zaman karşılaştıkları insanlardan yeteri kadar nezaket göremediklerinden dem vurmaktadırlar.

Nezaket, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde kelime anlamı olarak başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma anlamında tanımlanmıştır. Bu tanımdan hareketle başkalarına karşı saygılı ve incelikli davranan insanlarında ahlaki zekalarının geliştiğini söylenmektedir.

Dünyanın hemen her yerinde bireylerde; saygı, sevgi, sorumluluk, erdem, cesaret, inanç, azim, adalet ve bireysel disiplin gibi çok önemli ahlâkî, medeni ve insani değeler olarak görülmektedir. Tersine bakarsak neredeyse bütün dünyada insanlar tarafından hırsızlık yapmak, haksızlık etmek, başkalarının hakkına ve hukukuna saldırmak veya yalan söylemek kabul görmeyen davranışlardandır.

Evrensel ahlâkî, medeni ve insani değerleri tam olarak benimsemiş (içselleştirmiş) insanların eğitim seviyesi ya da ekonomik düzeyi ne seviyede olursa olsun nezaketli bir insan olacağı düşünülebilir. Nezaketin ve saygının tam yerleşmediği ya da olmadığı düşünülen insanlarda da olan ve yeteri kadar gelişmemiş ahlaki zekâları yaşadıkları ortam dikkate alınarak uygun aktivitelerle geliştirilebilir.

Bir anasınıfı öğretmeni öğrencileri anaokuluna başladıktan itibaren yapılacak bir etkinlikle ilgili kullanılacak materyalleri dağıtmadan önce “çocuklar herkese yetecek kadar var sırasıyla herkese vereceğim” demekte ve bunu farklı yollarla anlatmaktadır.

Çocuklar ilk etapta sıraya geçer gibi görünmelerine rağmen boyama için “kâğıt, boya kalemi vb.” ilk öğrencilere verilmesinden hemen sonra birbirlerini itip öne geçmeye çalışmalarına anlam verememektedir. Herkes boya kalemini vb. aldıktan sonra öğretmen öğrencilere “bakın herkes aldı ve herkesin eşit boya kalemi kağıdı var” bundan dolayı artık sıramızı beklemeli ve öne geçmeye çalışmamalı değil mi?” sorusuna çocukların hepsi “evet öğretmenim” cevabını vermektedir. Bu sırasını bekleme ve diğer pek çok saygı davranışını hemen hemen her etkinlikte yerleştirmeye çalışmaktadır. Öğrencilerde pek çok şekilde anlatım ve uygulamaya rağmen tam 4 aydır sırasını bekleme ve diğer bazı saygı davranışlarının tam olarak benimsenmediği ve ilk fırsatta tersini yaptıklarını gözlemlemektedir.

Bir öğretmenin öğretmeye çalıştığı bazı davranışların tam yerleşmemesinin nedeni; öğrencilerin okuldan çıktıktan sonra öğretmenlerinin öğrettikleri saygı davranışlarının sokakta ve evde büyükler tarafından tam olarak uygulanmamasıdır.

Çocuk Kalbi kitabında babası Enrico’ya; “bir ulusun terbiyesi hakkında, sokaktaki davranışlarıyla yargıya varılır. Sokağında uygunsuz olaylar gördüğün ülkelerin, evlerinde de aynı şeyi bulursun” demektedir.

İnsanların bencilce “hemen aradan sen gir al gel ya da diğer insanlar beklerken konumları ya da tanıdıkları olduğundan onların işlerinin hemen yapılması” gibi istenmeyen davranışların toplumda sürekli gözlemlemesi; doğru davranışların benimsememe nedenlerindendir.

Sonuç olarak; toplumda nezaketi aramadan önce onu bizler içselleştirmeli hem evde hem de dışarıda nezaketli olmalıyız ki başkalarında da saygılı ve nezaketli olma konusunda farkındalık yaratalım. Toplumun çoğunluğu saygılı ve nezaketli olursa az sayıda kalan ahlaki zekâsı gelişmemiş insanlarında ahlaki zekâları yaşadıkları ortamda daha hızlı gelişebilir ya da en azından daha az nezaketsizlik yaparlar. Özellikle çocuklar ve öğrenciler ahlaki davranışlar ile ilgili söylenene değil yapılana bakar. O zaman ilk öğretmenlerden olan anne baba, toplumun örnek aldığı sanatçılar, sporcular ve devlette belirli bir makamı temsil edenler davranışlarında saygı, sevgi, adalet ve nezakete çok daha fazla dikkat etmelidirler diye düşünmekteyim.

*** Bilgi paylaştıkça çoğalır. Yazıyı sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayınız!

Kaynak: Altan, M. Z.. Çoklu Zekâ Kuramı ve Değerler Eğitimi (2011). Pegem Eğitim ve Öğretim Dergisi.

Photo by Matt Quinn on Unsplash 

0 Yorum
Yorum Yaz

Mail adresin gösterilmeyecektir*

CAPTCHA Image